Roger Waters’dan David Gilmour’a sert tepki

Magazin Haberleri

1985 senesinde gruptan ayrılan Roger Waters, Gilmour’un yazar eşinin çalışmalarının bile Pink Floyd’un resmi web sitesi ve toplumsal medya hesaplarından yayınlandığını belirtirken, kendine yasak konulduğunu ileri sürdü.

YouTube üstünden açıklamalarda bulunan 76 yaşındaki Waters, mevzuyla ilgili şunları söylemiş oldu:

Sanırım ben gruptan 1985’te ayrıldığım için David, Pink Floyd’un sahibi bulunduğunu, daha da ötesi kendisinin Pink Floyd bulunduğunu zannediyor. Sanırım benim grupla alakasız olduğumu ve çenemi kapalı tutmam icap ettiğini düşünüyor. Her insanın fikri kendine!

ROGER WATERS KİMDİR?

Daha çocuk yaşta babası Eric Fletcher Waters’ı harpte yitirdi. Bu onun tüm yaşamını etkiledi. The Final Cut albümünü babasına adadı.

Askeri okuldan kovuldu ve nükleer silahsızlanma mevzusunda savaşım veren bir gençlik kolunun lideri konumuna geldi.

Sonrasında mimarlık eğitimi için Cambridge’den ayrılarak Londra’daki The Regent Street Polytechnic’e girdi. Nick Mason ve Richard Wright ile burada tanıştı. The T-Set ve The Screaming Abdabs benzer biçimde meşhur topluluklarla çalıştılar.

Roger Waters, Syd Barret’in gruptan ayrılmasıyla beraber, grup liderliğini üstlenmiştir. Bunu, kendisinin bir adım ilerleyerek değil de, öteki grup elemanlarının neredeyse geriye çekilmeleriyle gerçekleştiğini söylemiştir. The Wall albümü esnasında grup üyeleriyle birçok münakaşa yaşar.Bazı şarkılarda Richard Wright’ın çalmamasını istemiştir ve Nick Mason’u da sıkça iyi mi çalması gerektiği mevzusunda yönlendirmiştir. Bu tartışmalar The Final Cut’ın yapımı esnasında Richard Wright’ın gruptan ayrılmasına niçin olmuş, bu yüzden albümün “sound”u öteki Pink Floyd albümlerine bakılırsa sönük kalmıştır. Gruptan ayrılmadan ilkin Pink Floyd The Wall filminin yapımında çalışır, fakat onun da her ne kadar başarıya ulaşmış bir yönetmen tarafınca yönetilmiş de olsa, başarıya ulaşmış bir filmden ziyade, bir “video klip” benzer biçimde bulunduğunu düşünür.
1985’te Pink Floyd’dan ayrıldı sadece parlak lirik zekası ile gruba damgasını vurdu. Bugün bile birçok şahıs için Pink Floyd denilince akla gelenler Roger Waters ve grubun Dark Side of the Moon’da birçok şarkıdaki vokalleri ve müthiş gitarıyla David Gilmour’dur.

Roger Waters 1983’te ” The Pros and Cons of Hitchhiking” isminde bir albüm çıkardı. Bu albüm The Wall’ın ve The Final Cut’ın bir devamı olarak görülür. Albümdeki şarkılar bir rüya benzer biçimde anlatılmıştır. Bu albümde Eric Clapton, Roger Waters’a grubun solo gitaristi olarak birlikte rol alır.

Seneler 1987’i gösterdiğinde ise Roger Waters Radio K.A.O.S isminde albümünü çıkarır. Bu albüm öteki albümleri kadar ilgi çekmez; fakat “The Tide is Turning” isminde şarkı albümün geneline damgasını vurur ve hayranlar tarafınca oldukça sevilir.

Roger Waters 1988’de ise Etienne Roda-Gil ile Fransız Devrimini özetleyen bir opera olan Ca Ira üstünde çalışmaya adım atar. Bu opera son halini 2005’te alacaktır. 1990’da ise Berlin Duvarı’nın yıkılmasını takiben Roger Waters Berlin’de The Wall’ın tamamını büyük bir orkestra eşliğinde icra eder.

1992’de ise uzun süredir beklenen Amused to Death isminde albümünü piyasaya sürer. Bu albüm birçok eleştirmen ve fanatik tarafınca Roger Waters’ın en iyi solo albümü kabul edilir. Bu albümde Roger Waters’a Jeff Beck, John Patituci, Andy Fairwather-Low, Michael Kamen benzer biçimde meşhur müzisyenler birlikte rol alır.

Seneler 2003’ü gösterdiğinde Roger Waters web üstünden To Kill The Child ve Leaving Beirut isminde iki parça yayınlar. Bu parçalar George Bush ve Tony Blair hükumetini ciddi bir halde eleştirmektedir. 2005’te ise Ca Ira tamamlanarak piyasaya sürülür ve Roma’da sahnelenir.

20 Haziran 2006’da ise Kuruçeşme Arena, İstanbul’da bir konser vermiş ve Dark Side of The Moon albümünün tamamını canlı çalmıştır.

Roger Waters 4 Ağustos 2013’te İstanbul İTÜ Stadyumunda bir konser vermiş ve “The Wall” albümünün tamamını canlı çalmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir